Hep fırtınadan önce mi olur sessizlik? Sonra da olur. Hele fırtına sonrasının sessizliği daha
keskindir, dipsizdir.
Bazı fırtınalar yıkar geçer.
Uzaktan yavaş yavaş yaklaşır bazen. Tepenizde toplanan o kara bulutlar
habercidir aynı zamanda. Farkına
varabilirseniz hazırlık yaparsınız.
Kendinizi kopacak fırtınaya, onun dağıtacağı hayata hazırlarsınız. Tam olarak ne olacağını bilmeseniz de sizi
yıkıp geçecek bir şeylerin varlığından haberdarsınızdır. Zihninizi hazırlarsınız. Karşı koymaya, savaşmaya, ayakta durmaya
hazırlanırsınız. Kalmaksa kalmaya,
gitmekse gitmeye hazırlanırsınız.
Zihninizin içinde toparlanırsınız. Netalarsınız kafayı. Kırılacak dökülecek
bir şey bırakmazsınız ortada. Gök
gürlemeye başladığında kaderinizi bekleme vaktidir. Olacaklar aslında sadece
sizin elinizdedir. Gözlerinizi
kulaklarınızı tıkayabilir, görmezden gelebilirsiniz. Bakabilirsiniz, tepki vermeyebilirsiniz. Ya da bağıra bağıra üstüne yürürsünüz. Beni yıkamazsın dersiniz. Sonuna dek
savaşırsınız. Parçalanırsınız, kırılırsınız, yorulursunuz, yıkılmazsınız. Ne fırtınalar gördüm dersiniz, senden mi
korkacağım? Ne harabeler toparladım
seninle mi savaşamayacağım? Ne küllerden doğdum ben senden mi yanacağım?
Ne varsa elinizde karşı koyarsınız.
Yıkar geçer. İnandıklarınızı,
öğrendiklerinizi, önemsediklerinizi, umursamadıklarınızı yıkar geçer. Dizlerinizin üstüne çökersiniz. Gökyüzüne bakarsınız. Sen misin beni yok etmeye çalışan? Sen misin
beni yenmek isteyen?
Ne olduğunuza olan inancınız ölür ellerinizin arasında. O güne dek yarattığınızı yaşattığınız siz can
verir gözlerinizin önünde. Acı çekerek,
debelenerek. Hiçbir şey yapmazsınız. Bırakırsınız ölsün!
Ölsün ki, yeniden doğurasınız onu. Bildikleriyle, kaybettikleriyle,
savaştıklarıyla daha güçlü olarak. Yavaş
yavaş canlanır yeni siz. Kanatlanır,
ayaklanır. Yalnız. Umutsuz.
Yargısız.
Fırtına her zaman
kötü değildir. Çünkü hemen ardından huzurlu bir sessizlik
basar ortalığı. Yıkıntıların arasında
hayatınızın kalan parçalarını aramadan önce durun.
Bir viski koyun kendinize.
Gidene bir ağıt yakın, bir şiir yazın.
Gözyaşlarınızı bırakın dökülsünler.
Yasını tutun ölen varlığınızın.
Hava da durulsun. Rüzgar azalarak
uzaklaşsın, tüm çöpleri toplasın gitsin.
Kalsın hava önce. Sonra
kalkın. Dağıtın ortalığı toplamadan
önce. Kalanları da siz yıkın, parçalayın.
Umudu bırakın dışarıda.
Gerek yok artık.
Bu yeni doğan küllerinizden yeni sizsiniz.
İzin vermek gerek fırtınalara.
Özgür bırakmak gerek.
Savaşmak yenilmemek gerek.
Gidişini de gelişini kutladığımız gibi kutlamak gerek.
Güneş açsın üstünüze.
İçinizi ısıtsın. Şimdi toplayın
kalıntıları.
Yüreğiniz uçuşsun, varlığınız sevinsin…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder