8 Ağustos 2014 Cuma

Fırtına Sonrası Sessizlik



Hep fırtınadan önce mi olur sessizlik? Sonra da olur.  Hele fırtına sonrasının sessizliği daha keskindir, dipsizdir.

Bazı fırtınalar yıkar geçer.  Uzaktan yavaş yavaş yaklaşır bazen. Tepenizde toplanan o kara bulutlar habercidir aynı zamanda.  Farkına varabilirseniz hazırlık yaparsınız.  Kendinizi kopacak fırtınaya, onun dağıtacağı hayata hazırlarsınız.  Tam olarak ne olacağını bilmeseniz de sizi yıkıp geçecek bir şeylerin varlığından haberdarsınızdır.  Zihninizi hazırlarsınız.  Karşı koymaya, savaşmaya, ayakta durmaya hazırlanırsınız.  Kalmaksa kalmaya, gitmekse gitmeye hazırlanırsınız.  Zihninizin içinde toparlanırsınız. Netalarsınız kafayı. Kırılacak dökülecek bir şey bırakmazsınız ortada.  Gök gürlemeye başladığında kaderinizi bekleme vaktidir. Olacaklar aslında sadece sizin elinizdedir.  Gözlerinizi kulaklarınızı tıkayabilir, görmezden gelebilirsiniz.  Bakabilirsiniz, tepki vermeyebilirsiniz.  Ya da bağıra bağıra üstüne yürürsünüz.  Beni yıkamazsın dersiniz. Sonuna dek savaşırsınız. Parçalanırsınız, kırılırsınız, yorulursunuz, yıkılmazsınız.  Ne fırtınalar gördüm dersiniz, senden mi korkacağım?  Ne harabeler toparladım seninle mi savaşamayacağım?   Ne küllerden doğdum ben senden mi yanacağım? Ne varsa elinizde karşı koyarsınız.  Yıkar geçer.  İnandıklarınızı, öğrendiklerinizi, önemsediklerinizi, umursamadıklarınızı yıkar geçer.  Dizlerinizin üstüne çökersiniz.  Gökyüzüne bakarsınız.  Sen misin beni yok etmeye çalışan? Sen misin beni yenmek isteyen? 

Ne olduğunuza olan inancınız ölür ellerinizin arasında.  O güne dek yarattığınızı yaşattığınız siz can verir gözlerinizin önünde.  Acı çekerek, debelenerek.  Hiçbir şey yapmazsınız.  Bırakırsınız ölsün!

Ölsün ki, yeniden doğurasınız onu.  Bildikleriyle, kaybettikleriyle, savaştıklarıyla daha güçlü olarak.  Yavaş yavaş canlanır yeni siz.  Kanatlanır, ayaklanır.  Yalnız.  Umutsuz.  Yargısız.

 Fırtına her zaman kötü değildir.   Çünkü hemen ardından huzurlu bir sessizlik basar ortalığı.  Yıkıntıların arasında hayatınızın kalan parçalarını aramadan önce durun.

Bir viski koyun kendinize.  Gidene bir ağıt yakın, bir şiir yazın.  Gözyaşlarınızı bırakın dökülsünler.  Yasını tutun ölen varlığınızın.  Hava da durulsun.  Rüzgar azalarak uzaklaşsın, tüm çöpleri toplasın gitsin.  Kalsın hava önce.  Sonra kalkın.  Dağıtın ortalığı toplamadan önce.  Kalanları da siz yıkın, parçalayın.

Umudu bırakın dışarıda.  Gerek yok artık.

Bu yeni doğan küllerinizden yeni sizsiniz.

İzin vermek gerek fırtınalara.

Özgür bırakmak gerek.

Savaşmak yenilmemek gerek.

Gidişini de gelişini kutladığımız gibi kutlamak gerek.

Güneş açsın üstünüze.  İçinizi ısıtsın.  Şimdi toplayın kalıntıları. 

Yüreğiniz uçuşsun, varlığınız sevinsin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder