Bazen işten döndükten sonra sessizce evime giriyorum. Çantamı bir kenara bırakıyorum. Kıyafetlerimi değiştirirken gözüm dolabın
üstünde krallar gibi oturan sırt çantama takılıyor. Etrafa bakıyorum sonra. Dolaplar, koltuklar, masa, sandalye, eşyalar
eşyalar… Üstüme üstüme geliyorlar. Sahip
olmayı hiç istemediğim ama gerekli olduklarını sandığım tonla çöp pislik. Koltuklarda oturmak zorundayız, masada yemek
yemek zorundayız, televizyonumuz
olmalı, perdeler şart, onun bunun hediye getirdiği onlarca şey, halılar durmalı yerde, ayakkabılık olmalı, o tonla ıvır zıvırı koyacak dolaplar lazım…
Kıyafetlerimi balkonda yattığım için kullanmadığım yatağın
üstüne atıyorum, çantamı da kucağımda
yemek yediğimden kullanmadığım ıvır zıvırla kaplı masaya, oturacağım bir
kalçalık yer, kül tablama, şarap kadehime yeterli bir küçük sehpa yeter. Televizyonu var diye seyrediyorum. Halılar rulo halinde bir kenarda. Bıraksalar ayakkabıları da atacağım,
ayakkabılığı da, kıyafetleri de, dolabı da, yatağı da, yorganları da…
Bıraksalar her şeyi atacağım balkondan aşağı.
Sırt çantam diyor ki, benden başka neye ihtiyacın var? Ne sığmaz bana şart olan? Denedik olmadı mı? Tüm hayatını arkanda
bırakıp benimle Nepal’e kadar gitmedin mi?
Başka ne gerekti sana?
Gel gidelim gene. Sat
savur, at kurtul! Al beni çık git.
Ne eşyaların olsun nefret ettiğin ne insanlar olsun
dayanamadığın… İşin olmasın ayaklarını sürüye sürüye gittiğin… Kılık kıyafetin olmasın üstünde eğreti duran,
topukların olmasın yürüyemediğin.
Kimseden emir alma.
Kimseden tavsiye alma. Kimseyi
dinleme hatta.
Yanlış biliyorlar.
Hayat malın mülkün değil. İçin. Evin sırtında. Toprağın kalbinde,
memleketin doğduğun yer değil, sevdiğin yer.
Yalanlar dolanmasın etrafında.
Başkalarının yalanlarına ortak olma.
Tek başınasın bu hayatta.
Herkes bencil, adi. Herkes kendi
için yaşıyor. Ne alabilir senden ona
bakıyor.
Bırak arkanda uykusuz geceleri, yalancıları, aldatanları, seni bildiklerinle değil satın alabildiklerinle yargılayanları, bırak kıyafetine ayakkabına bakanları, bırak seni malı mülküyle etkileyeceğini sananları, bırak çalanları, bırak alanları, bırak senden geçinenleri, bırak seni unutanları, bırak korkanları, bırak ağzıyla kuş tutanları, bırak hoşafı yiyip taneleri bırakanları, bırak paralel evrenleri anlamayanları, bırak saçını boyayanları, bırak çakma çantalarıyla hava satanları, bırak okumayanları, bırak senden seni alıp yerine saman koyanları, bırak buradan köye yol olanları, bırak hayvanları anlamayanları, bırak ev alıp yer bulamayanları, bırak sana ağlayanları, bırak durmadan bakanları, bırak seni aramayanları, bırak yumurtadan çıkanları, bırak sevgisiz kalanları, bırak mutsuz olanları, bırak içi kararanları, bırak senden iyi bildiklerini sananları, bırak yalanları, bırak....
Bırak arkanda uykusuz geceleri, yalancıları, aldatanları, seni bildiklerinle değil satın alabildiklerinle yargılayanları, bırak kıyafetine ayakkabına bakanları, bırak seni malı mülküyle etkileyeceğini sananları, bırak çalanları, bırak alanları, bırak senden geçinenleri, bırak seni unutanları, bırak korkanları, bırak ağzıyla kuş tutanları, bırak hoşafı yiyip taneleri bırakanları, bırak paralel evrenleri anlamayanları, bırak saçını boyayanları, bırak çakma çantalarıyla hava satanları, bırak okumayanları, bırak senden seni alıp yerine saman koyanları, bırak buradan köye yol olanları, bırak hayvanları anlamayanları, bırak ev alıp yer bulamayanları, bırak sana ağlayanları, bırak durmadan bakanları, bırak seni aramayanları, bırak yumurtadan çıkanları, bırak sevgisiz kalanları, bırak mutsuz olanları, bırak içi kararanları, bırak senden iyi bildiklerini sananları, bırak yalanları, bırak....
Yak bütün gemileri, yolunu aydınlatsın alevleri…