Ben neyim? Bu soruya cevap vermeye cesaret edebilmek bile
ömrümün çoğunu aldı. Kaldı ki soruyu her
sorduğumda yeni cevaplar alacağımdan eminim.
Belki artık kayda geçirmenin vakti gelmiştir. Diyelim ki 1 yıl sonra yeniden sorar yeninden
cevaplarım, neler değişmiş görürüm.
Ne olduğumu bulmak için önce ne olmadığımı belirlemeye karar
verdim.
Ben işim değilim. Onu sadece geçinmek için yapıyorum.
Ben param değilim. O sadece hayatımı istediğim gibi
yaşayabilmem için kullandığım bir araç. Değersiz. Başkalarının verdiği değeri hak etmeyen.
Ben yalancı değilim.
Yalan söylemenin gereği yok. Hiç
olmadı.
Ben çıkarcı değilim. Hiçbir
şeyin karşılığını anlamam ve beklemem.
Ben karmaşık değilim.
Aksine minimalim, minimalistim.
Az olsun öz olsun. Hayat basit
olsun. İçinde aşk olsun, gezmek olsun, doymak olsun.
Ben mülkiyetçi değilim.
Bir toprağa, bir eve, bir köke sahip olmak istemiyorum. Kalbimi koyduğum yerde gönlüm istediğince
gideyim kalayım istiyorum….
Ben sahip olduklarım değilim. Onlar ödünç.
O zaman ben neyim?
Ben düşünürüm öncelikle.
Her anımı düşünerek geçiririm.
Neden buradayız, bir amacımız var mı? Varsa nasıl buluruz? Nereye
gidiyoruz, nasıl geldik, neden başladık, nerede bittik? Bizi ne mutlu eder?
Mutluluk nedir? Niye gereklidir? Gibi aklıma gelen yüzlerce soruya cevap
bulmaya çalışırım.
Sonra şaşkınım ben.
Burada olduğuma, damarlarımda dolaşan kanın kalbimden pompalandığına,
dünyanın yüzeyinden bir anda uzay boşluğuna düşüvermediğime, karşılaştığım
insanlarla konuşup anlaşabildiğime, her geçen gün bir gün daha yaşlandığımıza,
ölen insanların unutulduğuna, unutulan insanların öldüğüne şaşkınım ben.
Gezginim sonra.
Dünyayı adım adım gezmek, görülecek her noktasını görmek, oralarda yaşamak istiyorum. Gezmediğim her anımı gezmeyi hayal ederek geçiriyorum. Sonraki gezimi
düşünerek, planlayarak.
Hayalperestim bir de.
Sorulara cevap vermediğimde, bir gezinin hayalini kurmadığımda, başka
bir şeylerin, başka hayatların, başka fırsatların, başka olasılıkların hayalini
kuruyorum. Bir şeyi yapmadan önce o
şeyin hayalini kuruyorum. Sonra da başka nasıl olabilirdi onun hayalini
kuruyorum. Her şeyin hayalin kuruyorum. En çok da olmayacak şeylerin.
Anlatıcıyım ben.
Sadece paylaşmak için değil, öğretmek için, öğrenmek için, emin olmak
için, şüphe duymak için, tanımak için, tanınmak için, bazen de sırf anlatmak
için anlatırım.
Yazarım ben. Şimdi
kendim için, sonra başkaları için, sonra gene kendim için yazarım.
Müzisyenim ben. İcra
etmesem de, kalbimden damarlarıma dağılan kanımda hissederim müziği. Onunla yaşar, ritminde nefes alırım. Bir şarkı beni oradan oraya sürükleyebilir.
Bir başkası gerisin geriye getirebilir.
Her gezimin, her yazımın, her hayalimin, her sorumun, her cevabımın, her
insanımın, her olasılığımın bir şarkısı vardır.
Ve son nefesimi bile bir şarkıyla vereceğimi biliyorum…
Aşkım ben. Varlığımın
her zerresinde aşkın heyecanı, saflığı, güzelliği dolanıyor. Neye baksam ben, ne yapsam ben, nereye gitsem
ben aşkı görüyorum. İnsanın insana,
insanın doğaya, doğanın insana, dalın ağaca, çiçeğin dala, ağacın çiçeğe, kökün
toprağa, tohumun köke, toprağın tomurcuğa, cümlenin kelimeye, kelimenin
boşluğa, boşluğun noktaya, hayalin gerçeğe, gerçeğin hayale, sesin müziğe,
müziğin sessizliğe aşkını görüyorum.
Doğayım ben. Her
ağaçta, her yaprakta, her dalda, her çiçekte, her yağmurda, her bulutta, her
yıldırımda, her depremde, her volkanda, her denizde, her nehirde, her
okyanusta, her toprakta, her dağda, her taşta, her kumda, her otta, her
böcekte, her hayvanda kendimi görüyorum.
Birim ben. Olanla
birim. Evrenle birim. Her şeyle birim.
Yıldız tozuyum ben.
Bundan milyarlarca yıl önce dağılan kendimi toplamak için geldim.
Rüyayım ben, gördüğünü bile fark etmediğin.
Masalım ben anlatıldıkça devam eden.
Şarkıyım ben her dinlediğinde değişen.
Sözüm ben, söylenmeden bilinmeyen.
Sırım ben aranmadan bulunmayan….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder