10 Ekim 2014 Cuma

Ben Neyim?



Ben neyim? Bu soruya cevap vermeye cesaret edebilmek bile ömrümün çoğunu aldı.  Kaldı ki soruyu her sorduğumda yeni cevaplar alacağımdan eminim.  Belki artık kayda geçirmenin vakti gelmiştir.  Diyelim ki 1 yıl sonra yeniden sorar yeninden cevaplarım, neler değişmiş görürüm.


Ne olduğumu bulmak için önce ne olmadığımı belirlemeye karar verdim.

Ben işim değilim. Onu sadece geçinmek için yapıyorum.

Ben param değilim. O sadece hayatımı istediğim gibi yaşayabilmem için kullandığım bir araç. Değersiz.  Başkalarının verdiği değeri hak etmeyen.

Ben yalancı değilim.  Yalan söylemenin gereği yok.  Hiç olmadı.

Ben çıkarcı değilim.  Hiçbir şeyin karşılığını anlamam ve beklemem. 

Ben karmaşık değilim.  Aksine minimalim, minimalistim.  Az olsun öz olsun.  Hayat basit olsun. İçinde aşk olsun, gezmek olsun, doymak olsun. 

Ben mülkiyetçi değilim.  Bir toprağa, bir eve, bir köke sahip olmak istemiyorum.  Kalbimi koyduğum yerde gönlüm istediğince gideyim kalayım istiyorum….

Ben sahip olduklarım değilim.  Onlar ödünç.

O zaman ben neyim?

Ben düşünürüm öncelikle.  Her anımı düşünerek geçiririm.  Neden buradayız, bir amacımız var mı? Varsa nasıl buluruz? Nereye gidiyoruz, nasıl geldik, neden başladık, nerede bittik? Bizi ne mutlu eder? Mutluluk nedir? Niye gereklidir? Gibi aklıma gelen yüzlerce soruya cevap bulmaya çalışırım.

Sonra şaşkınım ben.  Burada olduğuma, damarlarımda dolaşan kanın kalbimden pompalandığına, dünyanın yüzeyinden bir anda uzay boşluğuna düşüvermediğime, karşılaştığım insanlarla konuşup anlaşabildiğime, her geçen gün bir gün daha yaşlandığımıza, ölen insanların unutulduğuna, unutulan insanların öldüğüne şaşkınım ben.

Gezginim sonra.  Dünyayı adım adım gezmek, görülecek her noktasını görmek, oralarda yaşamak istiyorum. Gezmediğim her anımı gezmeyi hayal ederek geçiriyorum. Sonraki gezimi düşünerek, planlayarak.

Hayalperestim bir de.  Sorulara cevap vermediğimde, bir gezinin hayalini kurmadığımda, başka bir şeylerin, başka hayatların, başka fırsatların, başka olasılıkların hayalini kuruyorum.  Bir şeyi yapmadan önce o şeyin hayalini kuruyorum. Sonra da başka nasıl olabilirdi onun hayalini kuruyorum. Her şeyin hayalin kuruyorum. En çok da olmayacak şeylerin.

Anlatıcıyım ben.  Sadece paylaşmak için değil, öğretmek için, öğrenmek için, emin olmak için, şüphe duymak için, tanımak için, tanınmak için, bazen de sırf anlatmak için anlatırım.

Yazarım ben.  Şimdi kendim için, sonra başkaları için, sonra gene kendim için yazarım.

Müzisyenim ben.  İcra etmesem de, kalbimden damarlarıma dağılan kanımda hissederim müziği.  Onunla yaşar, ritminde nefes alırım.  Bir şarkı beni oradan oraya sürükleyebilir. Bir başkası gerisin geriye getirebilir.  Her gezimin, her yazımın, her hayalimin, her sorumun, her cevabımın, her insanımın, her olasılığımın bir şarkısı vardır.  Ve son nefesimi bile bir şarkıyla vereceğimi biliyorum…

Aşkım ben.  Varlığımın her zerresinde aşkın heyecanı, saflığı, güzelliği dolanıyor.  Neye baksam ben, ne yapsam ben, nereye gitsem ben aşkı görüyorum.  İnsanın insana, insanın doğaya, doğanın insana, dalın ağaca, çiçeğin dala, ağacın çiçeğe, kökün toprağa, tohumun köke, toprağın tomurcuğa, cümlenin kelimeye, kelimenin boşluğa, boşluğun noktaya, hayalin gerçeğe, gerçeğin hayale, sesin müziğe, müziğin sessizliğe aşkını görüyorum. 

Doğayım ben.  Her ağaçta, her yaprakta, her dalda, her çiçekte, her yağmurda, her bulutta, her yıldırımda, her depremde, her volkanda, her denizde, her nehirde, her okyanusta, her toprakta, her dağda, her taşta, her kumda, her otta, her böcekte, her hayvanda kendimi görüyorum.

Birim ben.  Olanla birim.  Evrenle birim.  Her şeyle birim.

Yıldız tozuyum ben.  Bundan milyarlarca yıl önce dağılan kendimi toplamak için geldim.

Rüyayım ben, gördüğünü bile fark etmediğin.

Masalım ben anlatıldıkça devam eden.

Şarkıyım ben her dinlediğinde değişen.

Sözüm ben, söylenmeden bilinmeyen.

Sırım ben aranmadan bulunmayan….